15/3/2007
Fazla C vitamini stresi önler
Stresinizin
çoğaldığı dönemlerde rahatlamak için aradığınız çare uzak olmayabilir.
C vitamini deposu yeşil sebzeler, meyveler strese dayanma gücünüzü
artırır.
Stresi
yenmemizi sağlayacak mucize bir reçete olabilir mi? Bir ilaç ya da bir
besin? Örneğin, patronumuza öfkelendiğimizde ya da eşimizle
tartıştıktan sonra yiyeceğimiz bir mandalina veya içeceğimiz bir bardak
süt stresimizi geçirebilir ya da azaltabalir mi? Yazık ki yiyeceklerin
böyle bir etkisi yok. En azından direkt olarak etkisi olan bir besin
bulunmuyor. Ancak genel olarak iyi bir beslenmeyle stresle mücadele
etmek mümkün. Bunu işin uzmanı söylüyor. Türkiye Diyetisyenler Derneği
İstanbul Şubesi'nden diyetisyen Selma Önelge Gür, özellikle yaz
mevsiminin yaklaşmasıyla ve kilo vermenin moda halini almasıyla pek çok
insanın zayıflamak istemesi nedeniyle strese girdiğini belirtiyor. Gür,
ayrıca "Stres sırasında B kompleks vitaminlerine gereksinim artar.
Stres altında olanlar, sınava girecekler ya da yöneticiler meyve ve
sebze aracılığıyla fazladan C vitaminine ihtiyaç duyarlar" diyerek
stres altındakileri uyarıyor.
Savaş ya da kaç!
Beslenme ve stres arasında nasıl bir bağlantı var?
Stres ve beslenme arasında bir bağlantı olduğunu söyleyebiliriz,
ancak bu iyi bir beslenmenin günlük stresi azalttığı anlamına gelmez.
İyi beslenme vücudun stresle mücadele etmesinde ve hastalığa
yenilmemesinde yardımcı olur.
İnsanın strese genel tepkisi evrenseldir. Stres kaynakları farklı
olabilir, stres düzeyleri ve sonuçları da insandan insana değişebilir.
Ancak stres tetikçisi olumsuz bir etki yapıyorsa, tepki genelde hemen
hemen aynıdır. Dr. Walter Canon, stresin biyolojik etkilerini
belirleyen ilk kişi olmuştur. Bu da 'Savaş ya da kaç tepkisi'dir.
Mağara devri insanları yabani hayvanlar, yangın, sel gibi tehlikelerle
karşı karşıya kaldıklarında iki seçenekleri vardı. Savaşacak ya da
kaçacaklardı. Vücutlarının biyokimyası yaptıkları seçimle başa
çıkmalarına yardımcı olacak şekilde değişirdi. Bu, hayatta kalabilmek
için mükemmel bir uyumdu.
Bu 'Savaş ya da kaç' tepkisi sırasında kan dolaşımına katılan bazı
hormonlar da vücudu hareketlendirir ve enerji düzeyini artırır. Kalp
hızla çarparak kaslarımıza kan ve oksijen akışını artırır. Tansiyon
yükselir. Hızlı nefes alınır ve verilir. Besinlerin emilim hızı azalır,
vücut için gerekli şeker ve yağları kaslara yönlendirebilir. Vücut
harekete geçmeye hazırlanırken kas gücü artar. Vücut ısısını normal
düzeyde tutmak için daha fazla terlenir. Bu bedensel tepkiler
insanoğluna binlerce yıl ötesinden insanın var kalması için genetik
olarak iletilmiştir.
Bugün ise stresin nedenleri değişti...
Bugün artık stresin nedenleri değişmiştir, stres tetikçilerinin
birçoğu bedensel değil duygusal ve psikolojiktir ama aynı biyokimyasal
tepkimeler yaşanır. Bedenimiz tıpkı atalarımız gibi kendini bedensel
bir strese hazırlar. Bedenimiz, üzerine gelen tehdide karşı üç aşamalı
tepki gösterir. Alarm tepkisi, direnme dönemi ve tükenme dönemi. Son
aşamada stres devam ediyorsa organ dokuları ve sistemleri bozulabilir.
Uzun vadede bu, hastalıklara, hatta ölümlere bile neden olabilir.
Stres, pek çok hastalığın nedenidir. İlk akla gelenler kalp
hastalıkları, inme, kanser, solunum yolları hastalıkları, eklem
iltihapları, mide-bağırsak bozuklukları, uykusuzluk, depresyon,
psikosomatik rahatsızlıklar, deri hastalıklar, kronik ağrı ve
sancılardır.
Stres nedeniyle aşırı yeme de söz konusu. Bununla nasıl mücadele edilebilir?
Strese bağlı yemek yemekle mücadele etmenin sırrı, doğru zamanda
doğru yiyecekler seçmektir. Üniversite sınavları yaklaşırken bir
öğrenci veya işyerinde sorunlar yaşayan biri, her şeyin kötü gittiğini
düşünerek kaçmak, uzaklaşmak isteğinin arttığı dönemlerde masada duran
şekerleri hırsla ve hızlıca tüketir ya da bir sigara daha yakar. Ancak
buna rağmen stres geçmemiştir ama vücuduna gereksiz birkaç fazla kalori
eklenmiş ve ayrıca nikotin girmiştir. İnsan kendini daha iyi hissetmek
için yemek ister, atıştırmadan duramaz. Atıştırma tepkisinin bir kısmı
beynin kimyasından kaynaklanır.
Protein de iyi gelir
Stres altında olanlar nasıl beslenmeli?
Stres sırasında B kompleks vitaminlerine gereksinim artar. Stres
altında olanlar, sınava girecekler ya da yöneticiler meyve ve sebze
aracılığıyla fazladan C vitaminine ihtiyaç duyarlar. Her fazla kilo,
vücudun ekstra birkaç miligram C vitaminine ihtiyaç duyması anlamına
gelir. Kandaki triptofan seviyesi ciddi, mutsuz ve depresif olup
olmadığınızı, hayatınızı akıntıya kürek çekerek geçiriyormuş hissine
kapılıp kapılmadığınızı belirler. Vücut triptofandan serotonin üretir.
Triptofan stresi uzaklaştırır, uyku bozukluğunu önler. Tek şart yağsız
protein (yağsız et, süt, peynir çeşitleri, yumurta, kurubaklagiller)
yemenizdir.
Daha çok tatlı, daha çok mutluluk hormonu
Stres yüzünden tatlı besinlere yönelmemizin nedeni ne?
Beyin hücreleri fazla stres altındayken daha çok serotonine
(mutluluk hormunu) ihtiyaç duyar. Bu, karbonhidrat yönünden zengin
yiyeceklere yönelmeye neden olur. Bu yiyecekler serotonin üretimini
teşvik eder. Pizza, makarna ve çikolatayı stresliyken ve endişeliyken
tercih etmemizin nedeni budur.
Rafine şekerlerin fazla tüketilmesi vücuttaki B vitaminlerini
tüketir. Yorgunluk, sinirlilik ve tepkili hale gelmeye neden olur.
Glisemik indeksi yüksek, rafine edilmiş besinler hormonları harekete
geçirerek kan şekerinin yükselmesine neden olur. Tatlı, şekerli, unlu
besinler vücuda girer girmez, içlerindeki şeker kana hücum eder ve kan
şekerini yükseltir. Pankreas paniğe kapılır ve kan şekeri hormonu
(insülin) salgılamaya başlar. İnsülin kaslara "Haydi çabuk, tatlı ye"
mesajını verir. Kaslar da şeker tüketmeye başlayınca beyindeki şeker
seviyesi düşer. Kendimizi yorgun hissederiz. Kan şekeri seviyesi
başlangıçtakinin altına düştüğü için vücut şeker yeme ihtiyacı
hisseder. Çikolatadan alınacak ikinci bir parça kısa zamanda kan
şekerini tekrar yükseltir. Streste şekerli besinlerin daha kolay
tüketilmesi çağın hastalığı şişmanlığın da nedenidir. İnsülin aynı
zamanda şişmanlama hormonudur. Çünkü glisemik endeksi yüksek bir besin,
yağlı yiyeceklere birlikte yendiğinde, insülin besindeki yağları
doğrudan gitmelerini istemediğimiz bir yere, yağ hücrelerine gönderir.
Yağlar buraya yerleşir ve yakılmazlar, çünkü yağ hücrelerinde yağ
yakıcı 'fırınlar' yoktur. Sindirim süresince kandaki insülin seviyesi
yüksek olursa, yağlar yağ hücrelerinde hapis kalır ve kilo alırız.
Kilo vermek için de strese gireriz...
Açlık hissedilmemesine rağmen aç olduğunu sanarak yemek yemek, atıştırmak gerçek stres nedeni olabilir ve sonunda stres yiyicisine dönüşülebilir. Sağlıklı olma ötesinde 'modanın dayattığı ölçülerde' fazla kilosu olduğunu varsayanlar yaz gelirken kilo verebilme stresine girerler. Şişmanlık, kısa sürede mucize diyetlerle çözülemeyen, mevsimsel önlemlerle giderilmesi mümkün olmayan ciddi bir hastalıktır. Kısa sürede verilen kilolar, kısa sürede iki kat olarak geri alındığından yaşam boyu çözülemeyen stres kaynağı olabilirler.
0 yorum yazılmıştır