« Önceki | Sonraki »

13/4/2007

İnsan yiyen Nil Timsah'ı elini kaptı

Tayvan'ın Kaohsiung kentinde bulunan Shou Shan Hayvanat Bahçesi'nde dün hasta bir timsah kendisine tedavi etme amacıyla anestezi iğnesi yapmaya çalışan veterinerin kolunu kopardı.


      Veteriner Chang Po-yu'nun hastaneye kaldırıldığı ve hayati tehlikeyi atlatamadığı belirtilirken polis, veterinerin kopan kolunu timsahın dişlerinin arasından kurtarmak için hayvanı vurarak öldürmek zorunda kaldı.
      Ülkenin güneyindeki Kaohsiung şehrinde bulunan Shou Shan hayvanat bahçesinde meydana gelen olay şöyle gelişti:
      Chang Po-yu adlı 38 yaşındaki veteriner, hastalanan timsahı muayene etmeye gitti. Muayene edebilmek için veterinerin timsahı bayıltması gerekiyordu. Chang, anestezi enjeksiyonu yapmaya çalıştığı sırada timsah birden saldırdı ve dişleriyle yakaladığı kolu kopardı.
      Olay yerine yetişen güvenlik güçleri, Chang’ın kolunu dişlerinin arasından alabilmek için timsahı vurmak zorunda kaldılar. Timsahın bir polis memuru tarafından vurularak öldürüldüğü sahneler televizyonda yayınlandı. Ölüm tehlikesini henüz atlatamayan Chang’ın kolu ameliyatla yerine dikilmeye çalışılacak.
     
     KOL YERİNE DİKİLDİ

      Tayvan’daki bir hayvanat bahçesinde bir veterinerin 200 kiloluk timsaha kaptırdığı kolu yerine dikildi.
      Kaohsiung kentindeki Shaoshan hayvanat bahçesi yetkilileri, veteriner Chang Po-yu’nun önkolunu, hastalanan 17 yaşındaki erkek timsahı tedavi etmek isterken kaptırdığını belirtti.
      Veterinerin dirsekten kopan kolunun, "insan yiyen" olarak da bilinen Nil timsahın ağzından alınmasından sonra cerrahlar tarafından 7 saat süren bir ameliyatla yerine dikildiği kaydedildi.
      Türü tehdit altında olan timsahın hayvanat bahçesine 10 yıl önce geldiği ifade edildi.
      "Liberty Times" gazetesi, veteriner Chang’ın timsah tam olarak bayılmadan tedaviye başladığını yazdı.

5/4/2007

ATM farelerinin mühendislik icratı!

Bankadaki ATM'nin kart giriş yeri ve tuş takımlarını değiştiren şahıslar müşterilerin bilgilerini kopyaladı. Bankamatik üzerine yerleştirilen düzenek yetkilileri bile şaşırttı.


Denizli'de kimliği belirlenemeyen kişi veya kişilerin, bir bankanın ATM'nin düzeneğini değiştirerek, müşterilerin kart bilgilerini kopyaladığı belirlendi.

Edinilen bilgiye göre, İstiklal Caddesi Orman Bölge Müdürlüğü binası önünde bulunan özel bir bankaya ait ATM'ye para yerleştirmeye gelen banka görevlileri, bankamatiğin üzerinde değişiklikler olduğunu farketti.

Yapılan incelemede kart giriş ve tuş bölümüne yeni bir düzenek kurulduğu belirlenirken, olay polise ihbar edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri, düzenek üzerinde inceleme yaparak, yeni düzeneği tüm ayrıntılarıyla kayda alırken, para yatırmaya gelen banka yetkilileriyle görüştüler. Bankamatiğin tuş takımlarının üzerine yeni bir düzenek takıldığı, kart giriş bölümüne de bilgileri kopyalamak için ayrı bir düzenek kurulduğu tesbit edildi.

Polis olayla ilgili soruşturma başlatırken, şu ana kadar kaç müşterinin hesap bilgilerinin kopyalandığı veya hesabından para çekildiği konusunda araştırmaların başlatıldığı öğrenildi.

21/3/2007

Katille ilgili ipucuna 50 bin Euro ödül

   Berlin’de kaybolduktan 14 yıl sonra Monbijou Parkı’nda cesedi bulunan Kevser Kurt’un oğlu Tayfun Kurt (26), annesinin cesedinin bulunması üzerine dün Zonguldak’tan Berlin’e geldi.



Zonguldak’ta iki haftadan beri akrabalarının yanında bulunan Tayfun Kurt ile Berlin’e dönen baba Rıza Kurt ise pasaport kontrolü sırasında sorgulanmak üzere gözaltına alındı.

Annesinin kendisine ve küçük kardeşi Tülin’e çok düşkün olduğunu söyleyen Tayfun Kurt, "Annem bir gün ortadan kayboldu. Günlerce aylarca, yıllarca gelecek diye umut ettik. Annemin hasreti ile büyüdüm. Herkesin annesi varken bizimki yoktu. Onu bizden kopardılar. Annesiz büyümenin acısını ben ve kızkardeşim de çok çektik" dedi.

Annesinin ortadan kaybolduğunda kendisinin 12, kız kardeşinin ise dokuz yaşında olduğunu söyleyen Tayfun Kurt, "Bizi annemizden ayıran cani ve caniler kimse bulunsun istiyoruz. Artık bizi teselli edecek tek şey annemizin katili veya katillerinin bulunması olacaktır. Bu katillerin yakalanması için gereken bilgiyi verecek kişiye ben 50 bin Euro vereceğim. Yeter ki annemin katilini bulsunlar."

Berlin Polisi, Kevser Kurt’un katillerinin yakalanması için halktan yardım istedi. Polis olayı açığa çıkaracak bilgiye sahip kişilerin 00 49 30 46 64 91 16 01 numaralı telefonu aramalarını istedi.

15/3/2007

15 yıl hapse itiraz etti cezası 31 yıla çıktı

Avustralyalı çiftin odasına girerek erkek arkadaşının önünde kadına tecavüz eden Salih Şentürk 31 yıl hapse mahkum oldu.

Avustralyalı turist çiftin otel odasına girerek, bıçak tehdidiyle erkek arkadaşının gözü önünde kadına tecavüz edip, parasın gasp ettiği iddiasıyla yargılanan Salih Şentürk "gasp" suçundan beraat etti. Mahkeme, Salih Şentürk'ü "tecavüz" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum etti. Sanık, cezayı çok bularak, kararı temyiz etti. Yargıtay, gasp suçundan da ceza verilmesini istedi. Mahkeme de bu karara uyarak Salih Şentürk'e gasp suçundan da 15 yıl hapse mahkum etti. Ceza böylece 31 yıla çıktı.

Avustralyalı turist çiftin otel odasına girerek bıçak tehdidiyle erkek arkadaşının gözü önünde kadına tecavüz edip, 5 paundunu gasp eden Salih Şentürk, 'gasp' suçundan beraat ederken, 'tecavüz' suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Salih Şentürk kararı temyiz etti. Yargıtay, beraat ettiği gasp suçundan da ceza almasını isteyince Salih Şentürk'ün cezası toplam olarak 16 yıldan 31 yıla yükseldi.

GECEYARISI ODAYA GİRDİ

Avustralya vatandaşı S.A. ile erkek arkadaşı J.P.M. 10 Temmuz 2000 tarihinde gezmek için geldikleri Ankara Ulus semtinde bir otele yerleşti. Otelde güvenlik görevlisi olarak çalışan Salih Ş. ikinci günün akşamı kestiği karpuzu çiftin odasına götürerek ikramda bulundu. Aynı günün ilerleyen saatlerinde Salih Ş. bir arkadaşıyla alkol alıp, kalmakta olduğu 209'nolu odanın balkonundan, turist çiftin kaldığı 210 nolu odaya girdi. Elindeki bıçakla çifti uyandıran Salih Ş. erkeği yüzüstü yere yatırıp, genç kadına üç kez tecavüz etti.

5 PAUND ALDI

Salih Ş., sabaha karşı odadan ayrılırken, masanın üzerinde bulunan fotoğraf makinasıyla turist çiftin fotoğraflarını çekip, makinadan çıkardığı filmi cebine koyduktan sonra masanın üzerinde duran 5 paundu alarak odayı terketti. Olaydan sonra hemen resepsiyonu arayan turist çift yardım istedi. Otele gelen polis Salih Ş.'yi odasında uyurken yakaladı.

GASP SUÇUNDAN BERAAT ETTİ

Yakalandıktan sonra Salih Ş. hakkında "tecavüz" ve "gasp" suçundan Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldı. Tutuklu yargılanan Salih Ş. turist kızla kendi rızasıyla birlikte olduğunu, otelde kaldıkları süre içerisinde birlikte gezdiklerini, otel ücretini vermemek için böyle bir yalan uydurduklarını söyledi. Ancak mahkeme Salih Ş.'ye "gasp" suçundan beraat kararı verirken, "tecavüz" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme kararında hadisenin oluş biçimini 'vehamet' olarak değerlendirip sanığa iyi hal indirimi uygulamadı.

CEZAYA İTİRAZ ETTİ AMA

Sanık, tecavüze verilen cezayı çok bularak kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesi, sanığa verilen tecavüz cezasının onanmasına, ancak sanığın ifadesinde "masanın üzerindeki 5 paun'du aldım" itirafıyla gasp suçunu işlediğinin kabul edilmesini ve gasp suçundan da ceza verilmesini istedi. Yargıtay'ın kararına uyan yerel mahkeme Salih Ş.'ye bu kez 15 yıl da gasp suçundan ceza verdi. Salih Ş. toplam 31 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildi.

ÖNCEKİ GÜNKÜ DURUŞMA

Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi önceki gün, Yargıtay'ın son kararının ardından yeniden davayı ele aldı. Mahkeme, Yargıtay'ın sanık lehine olan yeni TCK uyum yasası çervesindeki bozma kararına uydu. Ancak bu da sanığın 31 yıllık cezasında değişiklik yapılmasını sağlamadı.

15/3/2007

Vali Bey'den yeni bir maganda tarifi

     İstanbul Valisi Muammer Güler, Sarıyer'de yol verme meselesi yüzünden çıkan kavgada 2 kardeşin öldürülmesi olayını değerlendirirken 'maganda'nın tarifini yaptı.İşte o tarif


     İstanbul Valisi Muammer Güler, Sarıyer'de yol
verme meselesinden çıkan tartışma sonucu 2 kardeşin denizde boğulmasıyla
sonuçlanan olayı değerlendirerek, 'maganda'nın tarifini yaptı.
Güler, 'Bütün değer kontrollerinden boşalmış olmaktır magandalık' dedi.
Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul'da güvenlikle ilgili her
türlü önlemin alınmakta olduğunu kamuoyunun gördüğünü ifade ederek, son günlerde
yapılan değerlendirmelerin bir çoğuna katılmadığını, kriminal olmayan, doğrudan
doğruya polisiye olmayan vakaların da 'güvenlik zafiyeti' gibi
değerlendirildiğini söyledi.

     Sarıyer'de yol verme meselesinden çıkan tartışma sonucu 2 kardeşin denizde
boğulmasıyla sonuçlanan olayı değerlendiren Güler, şunları kaydetti:
'Sarıyer'de meydana gelen o olayın, toplumsal bir vaka olduğunu
söylediğimde, kamuoyunda bazı yanlış değerlendirmeler yapıldığını gördüm.
Olayların temeline, sebeplerine inmek, suç ortamının oluşmasını önlemek,
suçluların nasıl suçlu durumuna geldiğini veya suç ortamına itildiğini görmek
lazım. Bunun eğitim, ekonomik, psikolojik, sosyal boyutunu tamamıyla polisin
üstüne yıkmak yanlış bir değerlendirme olur.'

'Maganda'nın tarifini de yapan Güler, şunları kaydetti:
'Bütün değer kontrollerinden boşalmış olmaktır magandalık. Yani ne köylü,
ne şehirli. Kırsal alanın değerlerinden, hürmetinden ayrılmış, onun saygı, sevgi
ortamından ayrılmış, kırsal ortamın yardımlaşma, mertlik, yiğitlik duygusunu
kentte yitirmiş, ayrıca kentin görgü kurallarını da kentin sosyal değerlerini de
özümseyememiş, 'maganda' dediğimiz bir tür ortaya çıkıyor.
Magandalık kriminal olay değildir. Yani birini hemen küçük bir hadise var
diye denize atmak bir polisiye olay değildir. Eğer polisiye olay olarak
değerlendiriliyorsa o zaman bütün kıyıların kenarına polis, bütün araçların
başına insan, bütün insanların başına bir polis dikmek gibi bir sonuç getirir.
En küçük bir kavgada karşıdaki denize atacak kadar bir ortam oluşmuşsa bu
direkt polisin işi değildir. Elbette faillerini bulmuştur polis. İşte polisi
ilgilendiren yönü oradadır. Bu suçun önlenmesi tamamıyla polise ait bir olay
değildir. Elbette ki magandalıkla, polisiye olayları ayırıyorum. Bütün sosyal
değerlerinden boşalmış, kültürel değer kontrollerinden boşalmış olmayı
söylüyorum.'

Vatan

15/3/2007

Gökten para yağdı.

Hani meşhur darb-ı meseldir ağızlarda söylenir gökten para yağsa... diye,işte o söylem sonunda gerçek oldu.

   İşareti görünce binlerce pound’u sokağa attılar!

     Günün sıradan telaşında oradan oraya koşuşturan insanlar sokağa yağan binlerce poundu görünce caddede büyük bir kaos yaşandı, trafik kilitlendi.

      İngiltere, Birmingham’da çaldıkları kasanın içindeki paraların işaretli olduğunu gören hırsız çetesi yoldan hızla geçerken paraları sokağa fırlattı. Üstlerine yağan binlerce pound’luk banknotları şaşkın gözlerle izleyen insanlar önlerine düşen paraları toplamaya başladı. Para yağmurunu gören sürücüler arabalarını terk ederek yerlerde uçuşan paraları toplamaya başlayınca işlek caddede trafik durdu.

      Olay sırasında oradan geçmekte olan Tony Ronan adlı bir görgü tanığı konuyla ilgili olarak şunları söyledi: ‘İşten eve dönüyordum ki yolda bir şey olduğunu fark ettim. Yaklaştığım zaman asfaltın üzerinin parayla kaplanmış olduğunu gördüm. Binlerce pound yolun üzerine halı gibi serilmişti’.

      Polisin gelerek sokağa yayılan paraları topladığını belirten Ronan paraların işaretli olduğunu o yüzden de polise teslim etmenin zorunlu olduğunu söyledi.

14/3/2007

Böyle trajedi görülmedi VİDEO

Hayatı hep trajedilerle geçmişti.Önce iki yaşında babasını kaybetti.Ablası intihar etmişti.Evlendi kocası hayırsız çıktı.Ana evine döndü.Evde ki üvey babası annesiyle tartışırken elinde bıçak vardı.17 yaşında hep acılarla dolu hayatı son buldu.Bu hazin hikayeyi ibretle seyredin.

8/3/2007

Şeyh Sait bozuntuları türedi

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada DTP’den isim vermeden "Etnik Tahrik Partisi" olarak söz etti. Bahçeli "Çok ağır tahriklerin hedefi haline getirilen Türkiye, gerilimin had safhaya ulaşarak kontrolden çıkabileceği, çatışma riski yüksek bir bunalım ortamına hızla sürüklenmektedir" uyarısında bulundu.


"Türkiye’nin önünde çok ciddi bir terör ve siyasi bölücülük gündemi bulunduğunu" ileri süren Bahçeli, "Türkiye’de maalesef, Kuzey Irak modeline özenen Şeyh Sait bozuntuları türemiştir. Türk vatandaşı olan ve Türk kanunlarına göre kamu görevi yapan parti ve belediye yöneticileri, bir dış gücün ajanı gibi faaliyet göstermekte, devlete meydan okuyarak silahlı ayaklanma tehdidinde bulunabilmektedir" dedi.

BAŞBAKAN HESAP VERECEK

Bahçeli, şöyle devam etti: Nevruz’un, devlete karşı direniş günü olarak kutlanması, kitlesel ayaklanma provalarına sahne olması beklenmelidir. Bölücü terörün siyasi kimlik ve meşruiyet kazanmasının şartlarını ve zeminini hazırlayan Başbakan, ihanet projelerine sahip çıkarak etnik bölücülere hain emellerini gerçekleştirme ümit ve beklentisi aşılamıştır. Başbakan Erdoğan, Türkiye’ye yaptığı bu büyük ve emsalsiz kötülüğün hesabını mutlaka ama mutlaka verecektir."

5/3/2007

Ormanda ‘yakarak temizlik’ şaşırttı

  Muğla'nın Yatağan İlçesi'nde karayolu kenarındaki ormanlık alandaki anız ve çöpleri yakarak temizleyen orman işçileri, görenleri şaşkına çevirdi.

.Milas- Yatağan Karayolu üzerindeki Eskihisar ormanlık alanında dumanların ve alevlerin yükseldiğini görenler orman ve itfaiye ekiplerini telefon yağmuruna tuttu. Telefonlar üzerine faciaya davetiye çıkaran temizliğe Muğla Orman Bölge Müdür Yardımcısı Mümtaz Kanat el koydu. Temizlik çalışmasını durdurdu.

Milas- Yatağan karayolu kenarında asırlık çam ağaçlarının bulunduğu Eskihisar ormanlarında ateş yakarak anız ve çöpleri temizleyen orman işçileri görenleri hayrete düşürdü. Karayolundan geçenler, ormanın yandığını sanarak Milas, Yatağan ve Muğla orman ekipleriyle itfaiyeyi arayarak olayı bildirdi. Yaklaşık yarım hektarlık alanda işçilerin yakarak yaptığı temizliğe Muğla Orman Bölge Müdür Yardımcısı Mümtaz Kanat müdahale etti. Kanat telsiz talimatıyla sona erdirdiği tehlikeli temizliğin ardından “Turizm sezonu öncesinde karayolu kenarlarındaki ormanlık alanlardaki temizliğin yakılarak yapılması doğru değil. Arkadaşlar ancak bu çöpleri ve anızları tehlike yaratmayan bir bölgeye topladıklarında yakarak yok edebilirlerdi. Gerekli uyarıları yaparak yanlış uygulamaya son verdik” dedi.

Ateş yakarak temizlik yapan işçiler de genellikle temizliği ateş yakarak yaptıklarını, şu ana kadar da hiç orman yakmadıklarını söyledi.

2/3/2007

Paris Hilton haberlerine gerçekten ihtiyacımız var mı?

      Uluslararası haber ajansı Associated Press, "Paris Hilton haberlerine gerçekten ihtiyacımız var mı?" sorusundan hareketle bir hafta süreyle Paris Hilton haberi yayınlamadı.
      AP, konuyla ilgili kararının öyküsünü anlattığı haberinde, editörlerin "Bu medya fenomenini bir hafta süreyle takip etmezsek ne olacağını görmek istediklerini" yazdı.
      Kararın alınmasıyla birlikte editörler "herhangi birisi bunun farkına varacak mı", "herhangi biri bunu umursayacak mı", "Bize ilginç bir şey söyleyen olacak mı" diye gün be gün takip ettiler.
      Editörler, Hilton’la ilgili haber yayınlanmasının dikkati çektiğini, ancak bunun beklenen kadar olmadığını belirttiler. AP’nin haberinde, "AP’ye bağımlı olan binlerce medya kuruluşundan hiçbiri bizden Paris Hilton haberi istemedi.
      Hiçbiri, haber değeri olan bir olayın atlandığı hissine kapılmadı" denildi.
      AP, esas tepkinin Hilton haberlerinin yayınlanmamasına değil, yasak fikrine geldiğini belirtti.
      Ajansın Hilton haberlerine sansür koyma deneyi 19 Şubat’ta başladı. Bu dönemde yayınlanmayan haberler arasında Paris Hilton’un Las Vegas ve Beverly Hills’deki doğum günü partileri de bulunuyordu. Ajans ayrıca, Puerto Rico bürosundaki editörlere, Hilton’un ziyaretini yayınlamamaları talimatı verdi.
     
     

MEDYADA PARİS HİLTON VİRÜSÜ


      AP’nin haberinde, Hilton’un ününün göstergesi olarak, geçen sene Yahoo’da en çok aranan beşinci isim olması hatırlatıldı.
      US Weekly’den de örnek verilerek, derginin her sayısında muhakkak ya Hilton’la ilgili bir habere ve ya da Hilton’un bir fotoğrafına yer verildiğine dikkat çekildi.
      New York Eyalet Üniversitesi’nde gazetecilik dersleri veren Jeff Jarvis, medya kuruluşlarının "Herkes izlediğine göre biz de izlemeliyiz" düşüncesinden hareketle bu tür insanları haber yaptıklarını söyledi.
      Bunun medyadaki bir hastalık olduğuna dikkati çeken Jarvis, New York Times’ın bile ölen playboy güzelinin nereye gömüleceği konusundaki haberlere bir hayli yer verdiğini kaydetti.
      Jarvis, "Bu hastalık, Paris Hilton virüsünün medya endüstrisine yayılmasına yol açıyor" diye konuştu.

Bağlantılarım

Neden AKP
Ben neden Akp'ye oy verdim biliyormusun?

Aylık gelirim arttı.Para kazanıyorum para
Yaşam standartlarımı yükseltti.
Yolsuzluk yapmadı.Yapsada bal tutan parmağını yalar canım.
Özelleştirme ile milli kuruluşlarımızı yabancılara sattı.
Kredi kartı borçlarımı günü gelmeden takır takır ödüyorum.
Benim oğlum okul harçlıklarından biriktirdiği para ile gemi satın aldı.
Ben rantiyeciyim para ile para kazanıyorum.
Borsada milyarlarım var onun için
Sadece kendi yaşam standartlarını değil halkın yaşam standardınıda yükselttiler
Çok güzel çalışıyorlar!Çok güzel konuşuyorlar
Gelir dağılımını düzelttiler.Zenginden yana değil halktan yana politika yaptılar.
Ülkeme huzur geldi.Ne sokakta gasp olayları oluyor ne evime hırsız giriyor.
Ben aslında oyumu neden ve kime verdiğimi bilmiyorum ki
Emekliye memura zam yaptı.Adam gibi maaş verdi.
İMF ye rest çekti.
İMF onları destekliyor.
Yabancıların getirdiği sıcak paraya yüksek faiz veriyor
Büyük kentlerin trafik sorununu çözdü
Aslında ben akp'ye oy vermedim.
Aslanlar gibi Akp politikalarını her yerde savunurum arkadaş.
Kışlık Kömürüm şimdiden hazır.
Dolar düştü yerli üretici malını satamıyor ama ithalat cenneti olduk.
Ekonomi iyi gidiyor.Borcu borçla kapatıyoruz evelallah
Her doğan çocuğumuz sadece 5 bin dolar borçla doğuyor.Borç yiğidin kamçısı
Oyum isteksizce napim muhalefet partilerini gözüm tutmadı arkadaş


Şu Andaki Durum
Blogcu ile yapıldı