Monitör ve televizyonlardaki kurşun sinir sistemini, böbrekleri ve çocukların beyin gelişimini olumsuz etkiliyor.
28 Mart 2007 Çarşamba
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Güler, dünyada
elektronik
araç atıklarının yol açtığı çevre kirliliğinin giderek önem
kazandığını, buna bağlı olarak insan sağlığını tehdit eden durumların
da ortaya çıktığını söyledi.
Atıkların uygun şekillerde yok
edilmediği ve yakıldığı durumlarda bir çok ağır metalin çevreye
yayıldığını belirten Güler, havaya yayılan zehirli maddelerin solunum
yoluyla insan vücuduna girebildiğini, çevre kirliliğine yol açan
kalıntı ve sızıntıların ekosistemleri olumsuz etkilediğini, bir çok
canlının
varlığının tehlikeye düştüğünü ifade etti.
E-atık nedir? Kullanılmayan
televizyon ve bilgisayar monitörleri, klavyeler, DVD çalarlar, video
kameralar, cep telefonları, telefonlar, telsiz telefonlar, faks ve
fotokopi makineleri ve video oyun araçlarının genel olarak e-atık
olarak tanımlandığını belirten Güler, elektronik firmalarının
geliştirdikleri yeni donanımlarla
tüketiciyi adeta bombardımana tuttuklarını ve elektronik eşyaların kullanım süreleri dolmadan yenilendiğini kaydetti.
Bu
gelişmenin elektronik hurda ve atıklarını artırdığını, bazı ülkelerde
bilgisayar kullanım ömrünün 2 yıla indiğini kaydeden Güler, şu verileri
aktardı: "ABD�de toplam katı atık miktarının yüzde 4�ünü e-atıklar
oluşturuyor.
Diğer atıklara göre elektronik atık 2-3 kat daha
hızlı artıyor. 1998 yılında 20 milyon bilgisayarın kullanım dışı
kaldığı, bunun ancak 2-3 milyonunun yeniden kazanıma sokulduğu
belirtiliyor. 2000-2007 arasında ABD�de 500 milyon bilgisayarın atık
durumuna geleceği, 2005 yılında da 63 milyon kişisel bilgisayarın çöpe
atılacağı ifade ediliyor"
E-atıklar sağlık için nasıl tehdit haline gelebiliyor? Prof.
Dr. Çağatay Güler, e-atıkların genellikle hurdacılara ve genel atık
toplama sistemlerine verildiğine dikkat çekti ve bu durumun insan
sağlığı üzerinde yaratabileceği zararları dile getirdi.
Bir
bilgisayarın binden fazla değişik maddeden oluştuğunu, e-atıkların
uygun şekillerde yok edilmemesi ya da geri dönüşüm programlarının
uygulanmaması sonucu zararlı maddelerin ortaya çıktığını ifade eden
Güler, "Bunların gömülmesiyle
toprağa bir çok zehirli madde
karışıyor, yakıldığında da çok sayıda zehirli gazın havaya karışması
mümkün hale geliyor. Bodrumlara, evdeki küçük depolara atılan
bilgisayarlar için de aynı durum söz konusu" diye konuştu.
"Kurşun sinir sistemi ve böbreklere zarar veriyor" Kişisel
bilgisayarlarda bulunan başlıca maddeleri sıralayan Güler, bu
maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de örneklerle anlattı.
Monitörler ve televizyonlarda bulunan ve katot ışınlı tüpler olarak
adlandırılan
tüplerde bulunan kurşunun, insanda sinir sistemi, kan, böbrekler ve
çocuklarda beyin gelişimini olumsuz etkilendiğini ifade eden Güler, söz
konusu tüplerde 0,4 kilogram kurşun oksit bulunduğunu, atık
bölgelerindeki kurşunun
yüzde 40�ının da e-atıklardan kaynaklandığını dile getirdi.
Kadmiyumun
bilgisayar kartlarında, kızıl ötesi kumanda araçlarında, yarı
iletkenlerde bulunan bir metal olduğunu söyleyen Güler, bu maddenin
insan vücudunda, özellikle de böbreklerde biriktiğini kaydetti.
Piller,
lambalar, termostatlar ve bilgisayar kartlarında bulunan cıvanın neden
olduğu olumsuz etkilere de değinen Güler, "Metil cıva beyinde
bozukluklara yol açıyor. Sularda birikmesi durumunda besin zinciri
içerisinde canlılara giriyor, mikroskobik su canlılarından büyük su
canlılarına doğru ilerleyen zincirde giderek katlanan miktarda
birikiyor" diye konuştu.
Güler, bilgisayar kartlarında,
bağlantılarda, kasalarda, plastik kutularda, yuvalarda, kablolarda
kullanılan bromlu difenil eterlerin de iç salgı sisteminin bütünlüğünü
ve karşılıklı etkileşimini bozduğunu, araştırmalara göre, bu maddenin
insan sütündeki miktarının her beş yılda iki katına çıktığını bildirdi.
Çeliğin
paslanmasını önlemekte kullanılan "krom 6"nın hücre zarından
geçtiğinden hücrelere zehirli etki yaptığını ifade eden Güler, 6
değerli kromun çok küçük miktarlarının bile güçlü alerjik
reaksiyonlara, astıma, astım krizlerinin uyarılmasına ve DNA yıkımına
neden olabildiğini vurguladı.
Güler, e-atıkların
yakılmasıyla ortaya çıkan maddelerin çevre ve insan sağlığına zarar
verecek boyutlara ulaşmasını engellemek için tüketici dernekleri,
belediyeler ve üretici firmaların işbirliği yapması gerektiğini
sözlerine ekledi.
Milliyet